28 Haziran 2013 Cuma

Sadece Bir Hikaye

        Uykusuz bir gecenin sabahında yine o eşsiz kızın fotoğrafına bakarken yakalıyor kendini genç delikanlı. Hafif esintili bir sabahın ilk güneş ışıkları apartmanların arasından yarısı açık kalmış perdeden odaya süzülyor, yine uyuyamadığını fak ediyordu. Ama bir önemi yoktu. Çünkü istediği gibi geçirmişti o geceyi. Sigara paketinin yarısını o tek fotoğrafta bitirmiş, diğer yarısını da gündüz içmek için kenara fırlatmıştı. Uyku öncesi sabah egzersizleri için yataktan kalkmasıyla evin yeni ferdi olan kedisinin aç olduğunu fark etti. Yeniydi daha o evde, alışık değildi sorumluluk almaya. Aslında alışıktı ama çok zaman geçmişti biriyle ilgilenmeyeli...

        Süt almak için dolaba ilerledi, bir kap kedisine bir bardak kendisine aldı. Artık içmemeye karar vermişti. Çünkü çok içiyordu, sınırı bilmesine rağmen sınırı kat ve kat aşıyor kendini kaybediyordu. Ve her sabah tekrar içmemeye yemin ediyordu başının ağrısına lanet ederek. Artık zamanı gelmişti. Öyle de yaptı. Yeni hoşlanmaya başladığı kızı bahane ediyordu. Evet o fotoğrafına bakarak günlerdir uykusuz kaldığı güzel kız... Fakat tek bir sorun vardı o kıza ulaşmasına, yakın bir arkadaşının eski sevgilisiydi ismi geçen kız. Lisa... Evet ona bu ismi koymuştu. Çünkü kimsenin bilmesini istemiyordu. Kendisi pek rahat bi kişiliğe sahipti, fakat herkes onun kadar rahat olmayabilirdi. Belki hoş karşılanmazdı duyulsaydı. Belki bu hissettiği duygular yüzünden dışlanabilirdi bile. Ama elinden gelen pek bir şey yoktu onunda... Herhangi birine herhangi bir duygu beslerken bir sözleşme veya herhangi bir şart koyulmuyor. Öyle değil mi?

        O kadar sıkılmıştı ki artık aynı şeyleri yapmaktan. Aklına hiçbir yenilikte gelmiyordu. O da gizli gizli bu hisleri besliyordu, bir çocuk gibi büyütüyordu içinde. Olmayacağını bile bile. Küçük bir hobi edinmişti kendine. Yani o bunu öyle adlandırıyordu. Kızın haberi vardı tabii ki bu hislerden, kötü karşılamamıştı ama olumlu bir cevapta vermemişti. Zaten olumlu bir cevap verse bile olabilecek bir şey değildi, yani o böyle düşünüyordu. Lisa tam istediği kriterlere sahip biriydi. Tatlı, sevecen, tam istediği gibi espriden anlayan ve espri yeteneği iyi olan. Kitaplarla arası iyi olan. Tamda karakterimiz gibi sosyal medyayla arası olan biriydi. Sosyal biriydi. Sadece sanal ortamda değil reelde de gayet başarılı bir sosyaldi. Elmanın diğer yarısı gibi bakıyordu ona, onunla konuşurken her şeyden vazgeçiyordu. Artık elleriyle dizlerinde ritim tutmuyordu, sadece ona kilitlenmişti. İlk defa biriyle konuşurken bu kadar dikkatli bir dinleyici ve üretkendi. Genelde sadece hazır konuya yorumunu yapar ve susardı, diğer konuları beklerdi. Bunları düşündü, ne yapılabileceğini düşündü, hiçbir sonuç alamadı ve sütünü bitirip bir sonraki beyin fırtınasına kadar uyumaya karar verdi. Zaten kediside uyumuştu. Yani ayakta kalmasına gerek yoktu...

        Peki sizce ne yapmalı?
Her şeyi kenara atıp olması için elinden geleni yapmalı mı? Yoksa hiçbir şey olmamış gibi sadece arkadaş kalarak bu hisleri içinde büyütmeye devam mı etmeli?